Pazar sabahı güç bela kalkıp hazırlanıp evden Paşabahçe’ye doğru giderken Ümran’ı “geç kalıyorum beni bekler misiniz?” diye ararken karşımda yeni kalkmış bir adamın sesi belirdi. İçimden, eyvah gezi iptal olmuş dedim ve gerçekten de Senem’in rahatsızlığı sebebi ile gezi iptal olmuştu. Benim aramama bellki dayanamamış olan Ümran hemen o uykulu sesi toparlayarak “beni bekle 1 saate ordayım” dedi ve Ümran beklenen saatte ordaydı.

Otoparka girdiğimizde biraz şok olduk çünkü otopark ile bizim klübün arası kapatılmıştı. İçeri girip hazırlanırken birtakım zihni sinir proceleri ile tekneleri çıkarma planları yaptık o sırada otoparkın eski sahibi sağolsun bir bölümü açarak bize yardım etti ve suya hali ile indik, iner inmez bizi yunuslar karşıladı ve nerelerdesin yahu aşağısı balık kaynıyo hadi balığa dedi ben de içimden bugün ya Poyraz’a ya da Kavak’a gidecez orda nasıl olsa balık yerim dedim.

Bu arada Ümran kürek çekerken çantasındaki süprizinden bahsediyordu çok oralı olmadım çünkü o ana kadar Boğaz’da 5 sefer yapmıştım ve 5’inde de kendimizi bir balıkçıya atmıştık. Beykoz’un burnunu geçince orta şiddettli akıntı karşımıza çıktı ama kürek çekerken hafiften zorladı geçen senelerde gördüğüm orduevinin bu sefer kapalı olduğunu Ümran ile farkettik ve gerçekten çok şaşırdık.

En sonunda karşımıza Anadolu Kavağı çıkmıştı ama çok kalabalıktı ve ilerlemeye başladık bu sırada benim karnım zil çalmaya başlamıştı. Ümran’a dedim ki “olum hadi yemek vakti” Ümran ise Kavağı geçelim sonra dediğinde herhalde Poyraz’da günü tamamlarız diye düşündüm ama Tur liderimiz bizi Keçilik Koyu’na (Enteresandır ben hep Ekincik Koyu diyip durdum herhalde Tatilim geldi :))

Burada yüzmeden sonra Poyraz’a hazırım diye içimden geçirirken bir anda Ümran bahsettiği süprizi yani pembe çantasını ortaya çıkardı ya bu ne falan derken karşıma çok mükellef bir sofra çıktığında önce kendimi balığa kaptırdığımdan dolayı hani balık yicektik gibi anlamsız cümleler kurmama rağmen kendimi Ümran ın getirdiklerine yumulurken buldum. Muhabbetin ardından yaklaşık 6-6,5 boyunda bir tekne yanaştı ve içinden irili ufaklı 16 adam çıktı ve hepsi takdirlerimizi kazanarak mangalı masa ve sandalyeleri çaydanlığı denizden karaya taşıyarak mangala şaşkın bakışlarımız arasında başladılar ve tabii bizim içinde kalkma vakti gelmişti.

Dönüş yoluna geçtiğimizde bari Kavak’ta dondurma yiyelim ısrarıma Ümran dayanamadı ve kıyıya çıkıp dondurmamızı yedik 🙂

Ve dönüş yolu boğaz akıntısı sayesinde gayet rahat geçti ve Beykoz Koyu’na geldiğimizde bizi iki şey karşıladı ilki o muhteşem lağım kokusu ki bunu aldığımda şehre geldik dedim içimden 🙁 ikincisi ise yaklaşık 10-15 tane Yunus 🙂 bu görüntü açıkcası bize kokuyu unutturdu…

Yazan Alper Hepgür

Etkinlik Fotoğraf Albümü için Tıklayınız

Etkinlik Tarihi / Saati
15/07/2012
09:00 - 18:00
Harita
Harita yükleniyor...