“Pazar günü yapılacak olan kısa BODEKA deniz kayağı faaliyeti için gün gelmişti. O gece hastanede nöbetçi olduğum için sabahın ilk ışıklarıyla tüm hastalarıma pansumanlarımı yapıp hastaneden ayrıldım. Hava sıcaklığı 6 derece civarındaydı ve bir önceki gece hafif kar çisilemiş biras hevesimi kırmıştı. Motorumla paşabahçenin yolunu tuttum…Paşabahçede bulunan derneğin yolunu zar zor bulduktan sonra kısa geziye katılacak olan Çağatay , Fikret , Ümran abiyle buluştuk. Zaten soğuk olan havaya birde sabahın nemi ve kapalı bir hava eklenince aklımdaki tek soru içimde büyüdü de büyüdü… “üşüyecekmiyim ? üşüyecekmiyim? Üşüyecekmiyim?”

Gerekli ekipmanlarımı giyindik. Fikret ve Çağatay’da neopren kıyafetler mevcuttu. Ben işin çömezi olarak termal içlik ve windstopper in ötesine geçememiştim. Deniz kayaklarımızı da alıp su kenarına geldik. Bu benim ilk boğaz turum olacaktı. Havada hiç rüzgar yoktu ve deniz çarşaf gibiydi. Kayaklarımıza bindik ve boğaza bıraktık kendimizi. İşte özgürlük ……herşeyin tam ortasında ve her şeyden uzak……Heyecan yerini zevkte bıraktığı o noktada Fikret’in sesiyle irkildim….”kollar düz ..kollar düz…geniş açı ile …çekmeyeceksin iteceksin. …çekme… iteceksin… Akıntıya doğru Kanlıca istikametinde güzel güzel küreklerimizi itmeye başlamıştık. Bunlar benim boğazdaki ilk kürek itişlerimdi. Etrafı izlemek, deniz kayağının içinde denize dokunmadan o kadar yakın olmak , tam önümde duran 3 topkek ve bir litre suyum ve gerimden Çağatay ve Fikret’in direktifleri ve yanımda ilerleyen benim gibi çömez Tarkan abi ve kıdemli Ümran abiyle beraber akıntıya kendimizi çoktan kaptırmıştık bile.. Yer yer akıntı o kadar hızlanıyordu ki kürek çekmeye gerek bile duymuyorduk… Kanlıca’ya kadar eğlenceli bir deniz kayağı turundan sonra sıra akıntıya karşı geri dönüşe gelmişti… Önce sudan birkaç yudum aldım ve asıldım küreklere. Kondüsyonumun da iyi olmayışından olsa gerek çok çabuk yoruluyor bir türlü tempo tutturamıyordum. Sürekli ya hızlı kürek itiyor yada durup zaman kaybediyordum. Yavaş yavaş akıntıya karşı ilerlemeye alıştım. Fikret ve Çağatay’dan da gerekli direktifleri alarak akıntıya karşı kürek itmeye devam ettik. Geri dönüş yolunda bir yerde mola verdik ve topkeklerimi ekip ile birlikte paylaştım…”ya Fikret etkinlik bilgilerinde topkek ve su getirin dedin ….deseydin ya 10 topkek, köfte ekmek, su ve kola getirin diye.…getirirdik vallaha” Artk son 20 dakikalık yolda iyice yorulmuştum. Paşabahçe körfezine girince akıntı dahada azaldı ve kürek itmek iyice kolaylaştı. Geri dönüp kıyıya yanaştığımda kıpır kıpırdı içim…Başarmıştım dedim …Kıyıda bizi mahallenin sakinleri ve kediler karşıladı. Bizi yorulmuş olarak görmüş olacaklar ki içlerinden birtanesi “…yav bunun arkasına ufak bi motor koyacaksın gez gezebildiğin kadar” dedi….güzel boğazın keyfini en iyi bizim çıkardığımızdan haberi olmaksızın… 🙂

İnanç Cici

Etkinlik Tarihi / Saati
07/03/2010
08:30 - 17:30
Mekan
Boğaz
Harita
Harita yükleniyor...