Programa uygun olarak sabah saat 08.50’de Paşabahçe’ye ulaştım. Evren ve Volkan benden önce gelmişler beraber ufak bir kahvaltı ve çay ile başladık. Ardından kayıkhaneye gidip hızlıca hazırlandık. Geçtiğimiz hafta beni yarı yolda bırakan digital foto makinası yerine anolog (filmli) fotoğraf makinasını ve geniş açı lensimi getirip ilk fotoğrafımızı otoparkta çektik.

İskeleye indiğimizde deniz seviyesi 35cm kadar çekilmişti. Bütün midye ve dipteki taşlar ortaya çıkmıştı. Çekek tahtalarından aşağıya kaymak zordu. İlk önce Evreni kontrollü olarak denize indirdik ardından ben Volkan ın yardımıyla sudaydım. Denizde Volkana parelel olacak şekilde bekledim, O da çekekten kayarak devrilmeden suya kaydı.

Tur sabahı arabayla FSM köprüsünden kayıkhaneye gelirken denizi ve bayrakları kontrol ettiğimde lodosun sert ve kıyının burun olduğu yerlerde akıntının kuvvetli olduğu belliydi. Suya inince sabah enerjisi ile rüzgara karşı gitmenin daha iyi olacağını düşünürek Boğaziçi’ne doğru yola çıktık. Rüzgar bizi biraz engellese de Çubuklu belediye tesislerinin önüne birkaç dakikada ulaştık.

Ardından balıkçıların arasından geçip, Çubuklu’nun gayretli uzun menzilli balıkçıları tarafından vurulmamak için kıyıdan 200-250mt uzakta -ki bu kadar uzaktan gidince akıntınında kuvvetlisine denk geliyorsun- kürek çekmeye devam ettik. Kanlica iskelesine varınca ben denizin sakin olduğu zamanda birkaç kare foto daha çektim. Kısa moladan sonra rotamıza devam ettik. FSM ye yaklaşırken koya girip foto çekip yalıları seyrettik ardından köprüye doğru hareketlendik ve akıntının en kuvvetli olduğu yeri santim santim geçerek birkaç yüzmetre daha devam ettik. Boğazın ilginç akıntı ve girdapları ile olduğumuz yerde dönerken foto çekmeye çalıştık. Baktım devrilmek üzereyim makinamı daha fazla riske atmamak için dönüşe başladık. Rekor denebilecek bir sürede 20 dakikada Çubuklu’ya ulaştık, kürek çekmesek de gidiyorduk, akıntının ve rüzgarın kesildiği anlarda foto çektik balıkçıları izledik. Ardından yarım saatlik bir kürekten sonra Paşabahçe’ye ulaştık ve yine devrilmeden biraz da zorlanarak çekeklerin üzerine çıkabildik.

Çekeklerin hemen yanında işitme güçlüğünden muzdarip balıkçı -ki denizde Çubuklu koyunda karşılaşmıştık- ile yapabildiğim tek taraflı mülakattan anladığım kadarı ile bu sene gır gır ile avcılık yüzünden lüfer yokmuş, O da bu yüzden çinekop satıyormuş, ardından büyüseler bunlar lüfer olacaktı dedi…

Taşıma ve temizlikten sonra kayıkhaneden ayrıldık.

Etkinlik Fotoğraf Albümü için Tıklayınız

Etkinlik Tarihi / Saati
11/12/2011
09:00 - 15:00
Mekan
Boğaz
Harita
Harita yükleniyor...