Kasımda Kayak Başkadır

Tarihe bak tarihe! 20.11 2011

20 kasım pazar günü planlanandan çok daha farklı bir grupla saat 9:00 civarı paşabahçe kayıkhanede buluştuk. grupta çağatay, ümran, doktor tarkan, fikret, evren ve bir de ben vardık. planladığımız gibi 9:30 civarı denize indik. poyrazın olmayışından cesaretle bu sefer güneye doğru kürek çekmeye başladık.

güneşli ve kasım ayına göre gayet güzel bir hava vardı. termal içlik üzerine dry top girmiştim, buna rağmen üşümekten korkuyordum ama değil üşümek, terledim bile.

beykoz koyunda balık tutan bir tekneye yanaşıp ağları toplayışlarını seyrettik bir süre. şaşırtıcı miktarda fazla sayıda denizanası vardı o gün denizde. hatta bazen jöle içinde kürek çektik. bu kadar denizanasıunı birarada hiç görmedim desem yeridir. balıkçılar da denizanalarından nasiplerini almışlardı, ağları denizanası doluydu!

akıntının da yardımıyla zorlanmadan, solumuzdaki nefis yalıları izleye izleye fsm köprüsünün altından geçtik. bol miktarda oltayla balık tutan insan vardı, onları rahatsız etmemek için balıkçıların olduğu kısımlarda açıktan gitmeye çalıştık. buna rağmen sevimsiz sevimsiz bağıranlar da oldu 🙂

küçüksu kasrının hemen güneyinde yer alan kumluk alanda karaya çıktık. sevimsiz polis hemen uyardı bizi gidin diye. elinde de dürbünlü tüfek olduğunu belirtmeliyim. 5 dakika kadar oyalandıktan sonra geri dönüş için yola çıkacaktık ki doktor tarkan sanırım su sıcaklığını test etmek için suya girdi. ya da roll yapmaya çalıştı, bilemiyorum. suya giriş anını ben göremedim ama çağatayın deyişiyle suda dengesini kaybedince sağ elinde olduğunu sandığı kürekle denge sağlamaya çalışmış, ama kürek o anda sol elindeymiş 🙂

bu olayı daha fazla irdelemek istemiyorum, irdelenecek bişi de yok. eninde sonunda bir suya düşüş olayı (çağatayın gazına geldim sevgili tarkan, kızma bana). yalnız doktor tarkandan aldığımız “soğuk su-hipotermi” ile ilgili ders bir film şeridi gibi aklımdan geçmedi değil. allahtan wetsuit giymiş

geri dönüş ise benim için oldukça zor oldu açıkçası. güneyden kuzeye akıntı ve poyrazda ilk kez kürek çektim ve akıntının bu kadar olduğunu bilmiyordum! bilmediğimi bilse fikret de yakınımda olmazdı sanırım. Aija otelinde, pencereden bakan havlulu bir teyze vardı. kürek çekiyorum, çekiyorum ama teyze bir dirhem geri gitmiyor! fikret sürekli “sakın bırakma kürek çekmeyi “diyor. bir süre teyzeye bakmıyorum, sonra bakıyorum, evet, biraz ilerlemişim! ama akıntı burnunu geçmeye mecalim yetmedi. her daim tedbirli ümranın halatıyla fikret beni çekti, sağolsun.

paşabahçede kıyıya çıktıktan sonra malzemeleri temizleyerek yerleştirdik. fikret ve ümranla birlikte (artık benim için bir ritüel haline gelen) balık ziyafeti, tüm yorgunluğumuzu aldı. hele bir de soba keyfi ve de bir duble rakı, misss.

işte böyle bir gündü. daha nicelerine, birlikte..

Yazan Özgül Şen

Etkinlik Tarihi / Saati
20/11/2011
09:00 - 16:00
Mekan
Beykoz Koyu
Harita
Harita yükleniyor...