IĞNEADA – KARABURUN
Marcin – Şevket Haziran’ 2009

Bodekamp 2009 sonrası Marcin ile küçük bir ekspedisyon yapmaya karar verdik. Hava durumu genelde güneyden esen rüzgarlara döndüğü için güneye gitme şeçeneği iptal oldu. Biz de kendimizi Karadeniz’ in serin sularına bırakmaya karar verdik. Havanın lodosa döneceği beklentisi ile Karadeniz’ in daha dostane bir yüzünü göreceğimizi düşündük.

3 günlük rota seçiminde lojistik yükünü en aza indirmek, bize denizde daha fazla zaman bırakacaktı. Bunun üzerine tercihimizi Iğneada’dan başlayarak Trakya’nın Karadeniz sahilini takip ederek Karaburun’ a gelme yönünde kullandık. Turun sonunda tercihimizin ne kadar isabetli olduğunu gördük. Işte şimdi seyir defterini ve rotaya ilişkin bazı bilgileri sizlerle paylaşmak zamanı.

22.06., saat 12:30 Iğneada’ dan denize çıkış
Hava 2-3 Bft NE rüzğarlı başladı, ancak akşama doğru 4 kuvvetine ulaştı. Eh Karadeniz bu, dalgasız olmaz. Doğuya doğru ilerleme hızımız ortalamada 3km/h kadar düştü. Mola için kayalar arasında küçük bir koya çıktık. Biz dinlenirken, dalgalar büyüdü. Tekrar denize dönerken, Marcin tedbiri elden hiç bırakmıyor, kaskları tak talimatı, yüzmek için erken…

Akşam 20:30 sularında hala denizdeyiz, Kıyıköye günbatmadan ulaşmak mümkün değil.
Cep telefonu çekmiyor, çaresi var, balıkçılar ile eve mesaj göndermek. Haklı bir karşı soru: Evdekiler burada olduğunuzu biliyorlar mı?

Zaten bu rotada rastladığımız, tanıştığımız herkesin büyük dostluğunu gördük. Trakya bambaşka…

Eve postayı balıkçı dostlarla gönderdikten sonra kıyıya çıktık. Ama nafile, Karadeniz’in getirdiği çöp sahili kirletmişti. O sırada havanın yatışmakta olduğunu görünce, tekrar yola devam etme kararı aldık. Meğerse Karadeniz’ in bir şakası… Artık zifiri karanlık, kasklar kafada, dalgalar arasında denizdeyiz. GPS olmadan ilerlemek mümkün değil. Bir de mehtaplı geceleri tercih etmeli…

Kıyıköy’ e yaklaşınca ışıklar gözüktü, ama karanlıkta kıyı belli değil. Zaten karanlıkta kötü bir tercih olurdu. Doğruca limana yöneldik. Mendirek üstünde yeşil ve kırmızı çakarlar.
Ama hangisi sağda, hangisi solda?

Denizci bilgilerimiz yeşil sağda diyor. Ama görüntüde kırmızı sağda. Bu limanın girişi nerede? Yaklaşınca mendirek belirdi, etrafından dönüp, dere ağzına doğru doğu taraftan giriliyor.

Gece 23:30 limandayız, dükkanını temizleyen tek bir balıkçı gördük. Hey arkadaş! Denizden bu saatte gelen bizleri ancak bir süre sonra farkeden balıkçıda şaşkınlık.

Neyse Onur ve Kirkor imdata yetiştiler. Hemen çaylar geldi. Islak ıslak en güzel karşılama. Kirkor bizi evine davet etti. Eski ahşap bir Rum evinde saat 01:30 da kendimizi tertemiz yataklara attık.

23.06., saat 11:30 Kıyıköy’ den çıkış
Sabah köy pazarından alışveriş, kavun ve domatesler muhteşem. Kirkor’ un bahçeden topladığı salatalıklar şahane… Bugün hava sakin, 2kuvvetinde SW esiyor. Yamaçlarda aşağıya sağanaklı inen rüzğar tekneyi, devamlı rüzğara çevirmek istiyor. Dümen kullanmayı sevmeyen Marcin’ in tavsiyesi, yan oturan minibüs şöförleri gibi tekneyi hafifçe rüzğar tarafına yatırıp yol alıyoruz.

Castro sonrası, Kirkor’ un tavsiye ettiği Kefal Ağzında mola. Balıkçıların Sahil Güvenlik’ ten kaçış noktası, denizden gözükmüyor. Kıyı boyunca muhteşem kaya formasyonları. En güzel sahil şeridi burada. Tam bir çeşitlilik var. Bu arada bir de başka tespit. Neredeyse bütün dereler kurumuş. ISKI’ nin gazabına uğramışlar, hepsinde baraj, artık dereler suya ulaşamıyor. Istanbul’ un çevresine yaptığı doğa katliamı kafada soru işareti bırakıyor. ISKI’ nin 2% suyu bu bölgeden geliyormuş, buna değer mi?

Mola sonrası denizdeyiz, Çilingoz tarafında denizde hareketlilik. Sahil Güvenlik botu yanaşıyor, denizde kaybolanlar olmuş… temas olursa 158’ i arayın. Yola devam Yalıköy (Podima) hiç cazip değil, durmuyoruz. Safa Alanında Şişecam’ ın eski bir iskelesi kıyıdaki tek çirkinlik. 20:00 suları ilerde kamp için çıkıyoruz. Ama uzakta sahilde bir grup insan gözümüze ilişiyor. Yola devam. Cankurtaran botundaki balıkçılara yanaşıyoruz. Bize sahildeki Karacaköy’ ün plajına gitmemezi öneriyorlar. Bu arada motorlarının pervanesini ağa dolayınca, kurtarma operasyonu bize kalıyor. Marcin’ in kamp bıçağı imdata yetişiyor.

Başka bir ders daha, teknede gördüm ki, bıçak, cep telefonu, çakar veya kafa lambası, kurtarma ipi, düdük, su, enerji verecek küçük bir yiyecek paketi her an erişilebilir durumda olmalı…

21:00 plaj, köy kampına çıkıyoruz. Cankurtaranların çardağına yerleştik. Onlar gittiler. En güzeli kampta çeşme ve duş var, etraf çöp… Denizden çıkınca vazgeçilmez bir keyif. Akşam yemeğimiz hafif, köy ekmeği, peynir, kavun… Yatma zamanı, ama bu yere mi? … Yanımıza çadır almadık. Üşenmemek lazım. Marcin’ in tavsiyesi üzerine yolda nalburdan aldığımız naylonu kullanma zamanı. Yere seriyoruz. Matlar, uyku tulumu, püfür püfür esen havada çardak altında nefis uyku.

Bu kadar güzellik birarada olabilir mi? Hayır, gece yarısı denizden korkunç bir gürültü. Yer gök inliyor. Kıyıya yakın deniz üstünde ışıklar, büyük bir tekne kaçak kum çekiyor.

Buralarda herkes kaçak tirolcuları, kumcuları biliyor. Hikaye bol, ruhsat, jandarma, sahil güvenlik …. ilişkilerini anlatıyorlar.

24.06., saat 09:00 Karacaköy’den suya çıkış
Her geçen gün daha çabuk toplanıyoruz) Hava iyice sakin, sıcak arttı, arada eskimo-roll denemek şart. Ormanlı köyünde 11:00 civarında mola. Işte tertemiz bir plaj. Son derede dostane karşılama, çayımızı içirek uzun bir mola. Ilerdeki sığ kayalıkları tarif ediyorlar. Denizci dayanışması.

Bir de dümeni bozulup, fırtınada kumsala vuran bir alman yelkencinin hikayesini dinliyoruz. Köylüler kıyıya vuran tekneyi traktörleri ile çekip, emniyete alınca, Alman yelkenci bütün parasını yardım edenlere vermeğe kalkışmış. Kimsenin parayı almadığını görünce de çaresizliği ve şaşkınlığı aynı anda yaşamış. Yardımseverlik ve misafirperverlikte bizim insanlarımız bambaşka…Çevreye de biraz duyarlı olsaydık…

Sonrasında bu kadar şanslı olmayan bir denizci. Kıyıya vurmuş bir büyük yük gemisi enkazı. Panama bandıralı okunabilen bazı isimleri LORD, Blue Way, … Erişilebilen teçhizatı sökülmüş, ama yine de enkaz etkileyici.

Marcin enkaz inceleme konusunda çok istekli, keyfine diyecek yok. Deniz kayağımızla geminin ambarlarına, burun kesimindeki yarıktan içerilere giriyoruz. Sakin havada gitmenin ödülünü aldık.

Enkazda hatıra fotoğrafları sonrası yola devam, ileride Karaburun. Yine karaya oturmuş bir gemi. Biz limana yöneliyoruz. 18:00 de sudan çıkış. En yakın balıkçıda ziyafet…

Etkinlik Fotoğraf Albümü için Tıklayınız

Etkinlik Tarihi / Saati
22/06/2009 - 24/06/2009
06:00 - 20:00
Mekan
İğneada
Harita
Harita yükleniyor...